Kyme Antik Kenti

“ Aiol kentlerinin en büyüğü ve en önemlisi ”

       Strabon
(Amasyalı Coğrafyacı M.Ö.64-MS.24)

 

İzmir İli Aliağa ilçesi sınırları içerisinde yer alan, otelimizin adını taşıdığı KYME antik kenti ilçeye yaklaşık 4 km uzaklıktadır.

Bugün çevresindeki sanayi yapıları arasına sıkışmış olan KYME antik kenti, M.Ö. 11. yüzyılda Aioller tarafından kurulmuştur. Antik dönemde kuzeydeBakırçayın, güneyde Gediz nehrinin sınırladığı Aiolia Bölgesi’nin en büyük kentlerinden birisi olan KYME, günümüzdeki Aliağa gibi, antik dönemde de deniz yoluyla ticaret yapan önemli bir liman kentidir. Şair Hesiodos'un eserlerinden, M.Ö. 8. yüzyılda KYME halkının deniz ticareti yaptığı, denizcilik ve ticarette de ne denli iyi oldukları anlaşılmaktadır.

Deniz ticareti ve tarım ekonomisiyle güçlenen KYME’lilerin, Akdeniz kıyılarında, Antalya’daki Side, Güney İtalya’daki Kuma gibi yaklaşık 30’a yakın koloni kenti kurduğu antik kaynaklarca bildirilmektedir Yine antik kaynaklardan elde edilen bilgilere göre KYME, Arkaik dönemde (M.Ö. 650-480) ekonomik açıdan çok gelişmiş ve kendi parasını basan ilk şehirlerden birisi olmuştur.

Klasik dönemde (M.Ö. 480-330), 12 Aiol kentinin oluşturduğu Aiolia Birliği’nin lideri ve sonrasında Perslere karşı kurulan Attika-Delos deniz birliğinin üyesi olan KYME politik açıdan da önemli bir kent olmuştur.

Antik yazarlardan Yaşlı Pilinius’a göre Büyük İskender, KYME’deki Apollon Tapınağı’na tunçtan bir şamdan hediye etmiştir. Bu da kentin önemine işaret etmektedir.

Hellenistik dönemde de (M.Ö. 330-30) önemli bir ticari merkezi olarak karşımıza çıkan KYME’de görkemli surların, tiyatronun, stoaların, yeni yerleşim alanlarının inşa edildiği, mendireğinin uzatılmasıyla limanının genişletildiği bilinmektedir.

M.S. 17 ve 94 yıllarında meydana gelen ve kentte önemli yıkıma sebep olan iki büyük depreme karşın KYME önemini Roma devrinde de (M.Ö. 30-M.S.395) korumuştur. MS. 17 depreminin ardından Roma İmparatoru Tiberius’un KYME’ye maddi destek sağladığı bilinmektedir.

M.S. 4. ve 6. yüzyıllarda Erken Bizans döneminde kentin geniş bir alana yayıldığı, piskoposluk merkezi olarak kullanıldığı ardından M.S. 7. yüzyıldaki Arap akınlarıyla terk edildiği anlaşılmaktadır.

M.S. 12. ve 13. yüzyıllarda limanda savunma amacıyla inşa edilmiş kale ve çevresinde limana bağlı bir yaşam sürülmüştür.

LİMAN

KYME’deki ilk araştırma ve kazılar diğer kentlerde olduğu gibi 19. yy gezginlerince yapılmıştır. Venedik kökenli Baltazzi ailesi 1870’li yıllarda kentteki birçok buluntuyu kazarak açığa çıkarmışlardır. Bir mezardan ele geçen takılar ile seramik eserler British Museum tarafından satın alınmıştır.

1881 yılında Salonen Reinach ve Edmond Pottier Kyme nekropolünü kazmışlardır. Burada ele geçen bazı yazıtları ve heykelleri İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne bazı buluntuları ise Paris Louvre Müzesine taşımışlardır.

Prag Üniversitesinden Çek Arkeolog Prof. Antonin Salaç tarafından 1925 yılında KYME’de yoğun kazılar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda Agora’ya ait bir stoa, bir ev kalıntısı (çömlekçinin evi) ve Kuzey Tepe’de tanrıça İsis’e ait ion düzeninde ufak bir tapınak (M.Ö. 4. yy.) ile neredeyse tamamı sular altında kalan liman yapısı ve kuzey tepenin güney yamacında çok az bir kısmı günümüze ulaşabilen tiyatro ortaya çıkarılmıştır.

1952–1953 yılları arasında Foça'da kazı yapan Ankara Üniversitesi’nden Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal tarafından güney tepenin güney yamacında kısa bir araştırma kazısı yapılmıştır.

1979 yılından 1984 yılına kadar Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Vedat İdil ile İzmir Arkeoloji Müzesi tarafından Çek Kazı ekibinin kazısını gerçekleştirmiş olduğu alanın çevresinde yeni kazılar yapılmış ve yeni buluntular ortaya çıkarılmıştır.

1986 yılından 2008’e kadar, İtalya Catania Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sebastiana Lagona başkanlığındaki bir ekip tarafından kazılan KYME’deki kazı ve araştırma çalışmaları 2008 yılından itibaren Prof. Lagona’nın öğrencisi Calabria Üniversitesi’nden Antonio La Marca başkanlığında halen yürütülmektedir.

KYME Antik Kentinde ortaya çıkarılan taşınır eserler bugün İstanbul, Bergama ve İzmir Müzelerinde sergilenmektedir.

TİYATRO    SÜTUNLU CADDE